REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

SANAYİ AİLESİ

Prof. Dr. Şükran Köse: Aşı karşıtlığı kabul edilebilir bir şey değil

Prof. Dr. Şükran Köse: Aşı karşıtlığı kabul edilebilir bir şey değil
REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
20 views
14 Ocak 2021 - 0:09
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

GİRAY DUDA

Geçen yılın son çeyreğine ve 2021 yılının tümüne Covid-19 aşısı şimdiden damgasını vurdu. Korkutucu biçimde önü alınamayan pandeminin dünyanın çeşitli yerlerinde üretilen aşılarla engelleneceği umudu ve aşılanmaların başlaması 2021’in ikinci yarısı için ümit ışığı yarattı. Covid-19 aşılarını ve hastalığı, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Öğretim Üyesi ve Bulaşıcı Hastalıkları Önleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Şükran Köse’ye sorduk.

– Sayın Prof. Dr. Şükran Köse, bulaşıcı bir hastalığın dünyayı her yönüyle çökerttiği böyle bir salgın daha önce yaşanmış mıydı?

– Daha önce de pandemiler tabii ki görülmüştü. Pandeminin kelime anlamı dünya üzerindeki tüm insanları etkileyen salgın hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) tanımlamasına göre de, a) nüfusun daha önce maruz kalmadığı bir hastalığın ortaya çıkışı, b) hastalığa sebep olan etmenin insanlara bulaşması ve tehlikeli bir hastalığa yol açması ve c) hastalık etmeninin insanlar arasında kolayca ve devamlı olarak yayılması olmak üzere 3 şartın ortaya çıkması halinde bu durum pandemi olarak tanımlanır. İnsanlık tarihinin en büyük pandemileri şunlardır:

– Orta Çağ’da 1347-1353 arasında, veba nedeniyle Avrupa nüfusunun yaklaşık üçte biri hayata veda etti.

– İspanyol gribi diye bilinen ve H1N1 virüsünün bir alt türü olan virüs nedeniyle 1918-1020 yılları arasında milyonlarca insan öldü.

– Ebola’nın neden olduğu salgında 2013-2016 yılları arasında Afrika’da 11.300 kişi öldü.

– 2002 yılında, Çin’in Guangdong eyaletinde başlayan SARS-CoV 17 ülkeye yayıldı ve 774 kişi vefat etti.

– MERS-CoV ise, Eylül 2012’de Suudi Arabistan’da başladı ve dünya genelinde 27 ülkeyi etkileyerek 861 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.

HER YÜZYILDA BİR PANDEMİ GÖRÜLÜYOR

– Dünya, sağlık bilimlerinde, sağlık teknolojisinde bu kadar ilerlemiş iken Koronavirüs gibi bir virüsün en gelişmiş ülkeler dahil her ülkede yüzbinlerce kişinin ölümüne yol açması sizin gündeminizde olan, tahmin ettiğiniz bir şey miydi?

-Yaklaşık 100-150 yıldır tanımlanan viral pandemiler nedeniyle daha önce de dünyada birçok insanın etkilendiği, yaşamını yitirdiği salgınlar görülmüştü. Virüsler diğer enfeksiyon etkenleri gibi olmayan etkenlerdir. Yaklaşık yüzyılda bir pandemiler dünyamızda görülmektedir. İnsanoğlunun doğaya olan etkileri nedeniyle de ekolojik sistemin bozulması salgın hastalıkların artmasına neden olmaktadır. Hem artan insan nüfusunun daha kalabalık şehirlerde yaşaması hem ulaşım imkanlarının artmasıyla dünya üzerinde yayılabilmesinin kolaylaşması, viral bir hastalığın dünyayı etkileyebilecek bir salgına yol açması tahmin edilebilir denebilir.

YENİ BİR VİRÜS ORTAYA ÇIKABİLİR

– Bugüne değin çok çeşitli öyküler anlatıldı ama doğrusunu sizden dinlemek isteriz. Bu virüs nasıl ortaya çıktı? Bir laboratuvarda yapılıp ortaya salındığı iddiaları ne ölçüde gerçek olabilir. İleride, aynı öldürücülükte bir başka virüsün de ortaya çıkıp bu tür tehlike yaratması ihtimali var mı?

-Koronavirüsler (Coronavirus-CoV) insanlar arasında hastalık yapabilen, bazı hayvan türlerinde (kedi, deve, yarasa) tespit edilebilen geniş bir virüs ailesidir. Hayvanlar arasında dolaşan koronavirüsler, zaman içinde değişim göstererek insana bulaşma yeteneği kazanabilirler ve böylelikle insan olguları görülmeye başlar. Virüslerin insanlar açısından tehdit oluşturması, insandan insana bulaşma yeteneği kazanmalarından sonra söz konusu olmaktadır.

Yeni koronavirüs ilk kez 29 Aralık 2019’da, Çin’in Wuhan şehrindeki deniz ürünleri ve canlı hayvan satan bir markette çalışan dört kişide ve aynı günlerde bu marketi ziyaret eden çok sayıda kişide akciğer enfeksiyonu (pnömoni) bulgularının tespit edildiğinin açıklanmasıyla gündeme geldi. Virüsün çıkış yeri olduğu düşünülen Wuhan’daki hayvan pazarı Çinli yetkililerce 1 Ocak 2020’de kapatıldı ve yaklaşık bir hafta sonra, 7 Ocak 2020’de, Çin tarafından yeni bir koronavirüs tanımlandı. Çin’in Hubei Eyaleti Wuhan kentinden kaynaklanan ilk yeni koronavirüs (novel coronavirüs) vakası, 13 Ocak 2020’de Tayland Kamu Sağlığı Bakanlığınca laboratuvar onaylı olarak 2019-nCoV biçiminde rapor edildi.

DSÖ, koronavirüs kaynaklı hastalığa 11 Şubat 2020’de COVID-19 adını verdi. Wuhan şehrinde canlı hayvan marketini ziyaret edenlerde ortaya çıkan ve insandan insana bulaşma yeteneği kazanmış olan COVID-19’un genomunun SARS koronavirüsüyle yüzde 70 benzerlik gösterdiği bildiriliyor.

‘LABORATUVARDA YARATILDI’ İDDİASININ KANITI YOK

Bir laboratuvarda yapılıp ortaya salındığı iddiaları elimizdeki verilerle kanıtlanabilir düzeyde değil. İleride, aynı öldürücülükte bir başka virüsün de ortaya çıkıp bu tür tehlike yaratması ihtimali var. Virüslerin mutasyona uğraması, ekolojik dengenin bozulması, kuraklık, sağlıklı içme suyuna ulaşılamaması, ekonomik gelirin eşit paylaşılmaması da dünyada pandemilerin görülmesine neden olacaktır.

İLK VAKA 13 MART’TA GELDİ

– Koronavirüs cephesinin en öndeki komutanlardan birisiniz. Pandeminin 2020’deki seyrini ve bugünkü durumunu anlatır mısınız?

– Dünya Sağlık Örgütü COVİD-19 pandemisini tanımladıktan sonra birçok ülkede hastalık görülmeye başlandı. Ülkemizde de 11 Mart’ta, kliniğimizde de 13 Mart’ta ilk vaka bildirildi. Dünyada henüz yeni tanımlanmış bir viral salgın hastalık olarak, hastalığın oldukça hızlı bir şekilde bulaşabilmesi ve bulaştığı insanları ani başlayan solunum yetmezliğine götüren haliyle, başta daha çok solunum yolu hastalığı olarak tanıdık. Hastalar daha çok ani başlayan solunum şikayetleriyle tanınıyor, ölümler daha çok solunum yetmezliğine bağlı olarak görülüyordu. Zaman geçtikçe virüsün solunum yolu haricinde kalp hastalıklarına neden olabildiği, sinir sistemi tutulumuna neden olabildiği, sindirim sisteminde bulgularla ortaya çıkabildiği, bağışıklık sisteminin etkilenmesiyle çok çeşitli ve bazıları yeni tanımlanan tablolara yol açabildiği görüldü. Halen farklı hastalarda farklı ve öngörülemeyen tablolara yol açıyor.

Dünyanın temel gündemi haline gelen virüs sağlık sistemlerinin işleyişi ve eğitim başta olmak üzere, günlük yaşamın işleyişini, ekonomik faaliyetleri, geleneklerimizi kısaca hayatımızın her yönünü tamamen değiştirdi.

AŞILAR DAHA HIZLI GELİŞTİRİLİYOR

– 2021’e girerken dünyanın çeşitli ülkelerinde birkaç çeşit aşı insanlara yaygın biçimde yapılmaya başlandı. Başlangıçta aşıların hazırlanması için birkaç yıldan söz ediliyordu ama bir yılda uygulanmaya geçildi. Hepimizi sevindiren bu aşıların hızla yapılmasını neye borçluyuz?

– Sağlık teknolojilerinin ve bilimin gelişmesiyle, geçmişte yaşanan salgınların ve aşı deneyimlerinin de etkisiyle geçmişe göre daha hızlı aşı geliştirilme imkanı mevcut. Covid-19’un tüm dünyayı etkilemesinden kaynaklı aşı çalışmalarında hem kaynak hem de gönüllü desteğinin de aşıların hızlı geliştirilmesinde payı var. Aynı zamanda birçok merkezde çalışma yapılması, yapılan çalışmaların olumlu ve olumsuz sonuçlarının gelişen iletişim yolları sayesinde daha hızlı bir şekilde paylaşılabilmesi de daha çabuk yol alınmasına katkı sağlıyor.

İLAÇ DAHA UZUN ZAMANDA ÜRETİLİYOR

– Pek çok firma aşı çalışmalarında çok ileri düzeye gelmiş iken neden aynı ilerlemenin ilaçta olmadığını merak ediyoruz. İlaç bulmak daha mı zor? Etkili bir ilaç ile kalıcı çözüm sağlayarak Covid-19’u ortadan kaldırmak mümkün olur mu?

 

– Virüslerle olan enfeksiyon hastalıklarında, hastalığa neden olan virüsün genetik bir materyalden oluşması(DNA ya da RNA) nedeniyle insanda ya da başka bir canlıda hastalık yapacak şekilde çoğalabilmesi için hastalık yaptığı canlının (konak) hücrelerine ihtiyaç duyar. Konak hücrelerinde çoğalan virüslerin hastalık yapmasını engellemek için en etkili yöntemlerden birisi virüsle canlı karşılaştığı zaman virüsle enfekte olmuş hücresini tanıyarak onu bağışıklık sistemiyle durdurabilmesidir. Bulaşıcı hastalıklarda hastalığın bağışıklanarak durdurulması hem toplum sağlığı hem de kişinin sağlığı açısından koruyucudur.

İlaçlarla da ilgili çalışmalar mevcut. İlaçların keşfedilip geliştirilmesi ve insanlarda faz çalışmalarına geçilebilmesi ortalama 10-15 yıl süre almaktadır. Enfeksiyöz ve özellikle viral hastalıklarda ilaçla tedavide alınacak yol hem daha uzun bir yol, hem de bir hastalığın ilacının olması kişiyi hastalıktan koruyan bir durum değil, ilacı hasta olan kimselere veriyorsunuz sonuçta.

AŞILAR, KİŞİYİ VE TOPLUMU KORUYOR

 

– Aşı yaptırma konusundaki tartışmaları biliyorsunuz. Aşı karşıtlarının tezlerine ne diyorsunuz? Aşıların riski var mı?

 

– Aşı karşıtlığı kabul edilebilir bir şey değildir. Aşı, 20. Yüzyılın en önemli buluşlarından birisidir. Halen dünyada insan ölümlerini azaltan en önemli yoldur. Aşılar genel olarak da bakıldığında hastalıklardan hem kişiyi hem de toplumu koruması adına son derece önemlidir. Ve hastalıklara karşı elimizdeki en önemli silahlardandır. Örneğin Çiçek Hastalığı aşı sayesinde dünyada artık görülmemektedir. Aşılar sayesinde çocuk ölümleri azalmıştır. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi çocuk ölümlerinin oranıyla ölçülür.

 

AŞI İLE ZARARLI MADDE VERİLMEZ

 

– İnsanlara aşı ile birlikte zararlı maddelerin verilmesi iddiaları ne ölçüde gerçekçi?

– Hiçbir gerçekliğe dayanmamaktadır. Aşı ile zararlı maddeler verilmemektedir. Aşının bozulmaması ve yan etkilerinin azalması adına ek maddeler konulabilmektedir. Ancak bu yardımcı maddeler zararlı maddeler değil zararın azaltılması için eklenen maddelerdir.

 

YÜZDE 60-70 AŞI SALGINI ÖNLER

 

– Aşılar insanları ne kadar süreyle koruyacaklar? Toplumun ne kadarı aşılanırsa kendimize güvende hissedeceğiz?

 

– Aşıların ne kadar süre koruyacağı ile ilgili kesin bir tarih vermek için henüz yeterince veri oluşmadı ancak 6 ile 12 ay arasında bir zaman öngörülüyor. Normalde aşılanmada hedeflenen toplumun yüzde 95 ve üzerinin aşılanması olmakla birlikte pandemilerde yüzde 60, yüzde 70 civarında bir aşılanma toplum bağışıklanmasını sağlamaktadır. Bu da salgının önlenmesini sağlar.

 

AŞI SAĞLIK ÇALIŞANLARINDAN BAŞLAMALI

 

– Toplumun esenliği ve üretimin sürdürülebilmesi açısından aşılar hangi grup ve kesimlerden başlayarak nasıl bir sıra ile ilerlemeli?

 

– İlk olarak riskli gruplar olarak nitelendirdiğimiz hastalıkla ilgili temas riski ve etkilenme olasılığı yüksek kesimlerden başlamak gerekiyor. Sağlık çalışanları gibi temas olasılığı yüksek meslek gruplarıyla, hasatlığın solunumsal ve ciddi etkilerinin görüldüğü yaşlı kesimden öncelikle başlanmalı.

 

– Türkiye’de de önemli aşı çalışmaları olduğunu biliyoruz. Bu aşılar ne aşamada ve insanlara uygulamaya ne zaman geçilebileceğini tahmin ediyorsunuz?

 

– Evet, ülkemizde, bilim insanlarımız 12 aşı adayı çalışması yapıyor. Bunları şöyle sayabiliriz: Ege Üniversitesi-DNA aşısı, Koçak Farma-İnaktif aşı, Selçuk Üniversitesi -İnaktif Aşı, Erciyes Üniversitesi -İnaktif aşı, Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Acıbadem-Canlı Atenüe Kodon Deoptimize Aşı, Ankara Üniversitesi-Non Replicating Viral Vektör Adenovirüs Bazlı Aşı, Erciyes Üniversitesi-Recombinant S protein Aşı, İzmir Biomedikal ve Genom Merkezi-Protein Subünit peptit ve Novel Adjuvant Bazlı Aşı, Boğaziçi Üniversitesi–MRNA Aşı, Selçuk Üniversitesi-VLP(virüs benzeri partikül), Bezmialem Vakıf Üniversitesi -VLP(virüs benzeri partikül), ODTÜ-VLP(virüs benzeri partikül).

Bu aşı çalışmalarından 5 tanesinde klinik öncesi deneyleri tamamlandı.Bu aşılarda insan deneyleri kısmına geçildi. Erciyes Üniversitesi Aşı Araştırma ve Geliştirme Merkezi (ERAGEM) tarafından üretilen aşının yakın zamanda Faz 2 çalışmalarına geçtiğini duyurdu. Koçak Farma ise faz 1 aşamasında.

 

AŞILAR BAŞKA MERKEZDE ÜRETİLEBİLİR

 

– Aşıların kendi merkezlerindeki üretim miktarları milyarlarca kişiye yetecek düzeyde değil. Belli ki aylar, belki de yıllarca sürecek. Bir ülkede geliştirilen aşının, başka ülkelerdeki fabrikalarda o lisans altında ‘fason’ olarak üretilip insanlığa daha kısa zamanda ulaşması mümkün olmuyor mu?

 

– Böyle bir şey tabii ki mümkündür. İlaç ve aşı geliştirme yüksek maliyetli işlemlerdir ve büyük yatırım gerekir. Ancak bunun gerçekleşmesi için belli bir sırayla atılması gereken çok sayıda adım vardır. Öncelikle ilgili firmanın ticari anlamda bu konuya onay vermesi zorunludur. Ardından üretim tesisinin dünya çapında geçerli üretim sertifikalarına sahip olmalıdır. Ve son olarak da fabrikanın teknik alt yapısı uygun olmalı ya da uygun hale getirilmelidir. Üretim gerçekleştikten sonra da ürünün orijinal ürün ile eşdeğer olduğu klinik ve bilimsel olarak ispatlanmalıdır. Bu adımlar eşdeğer ve biyobenzer ilaç kavramı altında değerlendirilmektedir. Ayrıca sağlık otoritesinin de denetimi altındadır.

GLOBAL SANAYİCİ

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(336x280px)

Anasayfa Sağ Bloka Esnek veya Sabit ölçülerde SINIRSIZ reklam alanını şablon olarak ekleyebilirsiniz. Şuan örnek olarak sadece 2 reklam kullanıldı.
FİRMA ARAMA

Sitemizde yayınlanan haberleri kaynak göstermeden kısmen veya tamamen yayınlamak yasaktır.