REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

SANAYİ AİLESİ

‘Dünya hidrojenle tarihi dönüşüm yaşıyor’

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
‘Dünya hidrojenle tarihi dönüşüm yaşıyor’
14 Kasım 2022 - 13:04
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

GİRAY DUDA

Yenilenebilir enerji ve hidrojen bundan sonra önemli bir birliktelik yaşayacaklar. Yeşil elektrikle üretilen yeşil hidrojen, dünyanın karbon sıfır hedeflerine ulaşmada en önemli araç olacak. Yakın zamanda dünyamızın vazgeçilmezi olarak yerini alacak hidrojeni her yönüyle Hidrojen Teknolojileri Derneği Başkanı Prof. Dr. İbrahim Dinçer ile konuştuk.

– Sayın Prof. Dr. İbrahim Dinçer, önce başkanı olduğunuz Hidrojen Teknolojileri Derneği’ni bize kısaca tanıtmanızı rica ediyorum.

– Hidrojen Teknolojileri Derneğimizin kuruluş serüvenine bakacak olursak, Prof. Dr. Nejat Veziroğlu’nun öncülüğünü görüyoruz. Başlangıcımız 2012 yılına gidiyor. Kendisi bize, önümüzdeki süreçlerde hidrojen ekonomisinin geliyor olması, teknolojik dönüşümlerin başlamış olması hasebiyle Türkiye’de böyle bir derneğin kurulmasının çok önemli ve gerekli olduğunu anlattı. Biz de arkadaşlar olarak çalışmaları başlattık. Ben Marmara Araştırma Merkez Başkanlığını yürütüyordum. Resmi olarak 2014 yılında biz derneğimizi kurduk.

Bizim hedeflerimiz neler? Burada yeni bir teknolojiye dönüşüm serüveni sözkonusu. Şöyle bakabiliriz. İnsanlık odunla başladı ve sonra petrol (hidrokarbon) sürecine evrildi. Sonuç olarak geldiğimiz noktada, gerek küresel gerekse bölgesel olarak yaşadığımız iklim değişiklikleri, çevresel etkileriyle artık bizim karbonsuz bir sürece geçmemiz gerekiyordu. Bu karbonsuz süreçte de öne çıkan hidrojendir. Türkiye’de hidrojenle ilgili her türlü çalışmayı yürütmek amacıyla böyle bir kurumsal yapıyı oluşturalım dedik. 2014 yılında birçok kurumdan katılımcı arkadaşlarımızla böyle bir derneği kurmuş olduk. Derneğimiz ticari ve politik ilişkisi olmayan, tamamen bilimsel temeller üzerine kurulmuştur. İlişki sistematiğimiz tamamen bu şekildedir.

TARİHİ BİR DÖNÜŞÜM YAŞANIYOR

– Web sitenizden yoğun bir çalışma temposu içinde olduğunuz belli oluyor. Derneğinize hem kişiler hem de kurumlar üye olabilir değil mi?

– Evet. Orada, hem bireysel hem de kurumsal anlamda üyelerimiz olsun istedik. Böylece biz de kurumların gelişimine katkı sağlayalım, önümüzdeki süreçlere onları hazırlayalım diye düşündük. Hidrojen teknolojileri çok önemli bir konu. Dünya şu anda tarihi bir dönüşümü yaşıyor. Dolayısıyla onlara yeni bilgilerin, katkıların sunulması çok önemli ve biz dernekte bunu yapıyoruz.

Bir de elçilikler buna ilgi gösteriyor. Çünkü Avrupa hidrojen teknolojilerine çok duyarlı. Türkiye’nin hem yenilenebilir enerji potansiyeli hem de insan kabiliyeti açısından avantajı sözkonusu.

YENİLENEBİLİR ENERJİDEN HİDROJENE ULAŞILIYOR

– Hidrojeni nasıl tanımlamamız gerekiyor?

– Enerji kaynaklarını sınıflandıracak olursak üçe ayırabiliyoruz. Birincisi fosil kaynaklı yakıtlar. İkincisi nükleer yakıtlar ve üçüncüsü de yenilenebilir enerji kaynakları. Bizim kaynaklarımız bunlar. Hidrojen bir enerji kaynağı değil. Hidrojen bir enerji taşıyıcısı.

Mesela kömür bir kaynak. Bu hidrokarbonlu kaynağı alıp yakıyorsun hemen enerjiye dönüşüyor. Ama doğada hidrojen serbest değil. O zaman bizim diğer kaynakları kullanarak hidrojene gitmemiz gerekiyor. Hidrojen üretirken ne kullanılıyor? Burada kullandığımız ürünlere bakacak olursak, yüzde 50 doğalgaz, yüzde 24 petrol, yüzde 21 kömür ve yüzde 4-5 oranında elektroliz yöntemi kullanıyoruz. Önümüzdeki süreçlerde karbon ayak izlerini düşürebilmemiz için artık yenilenebilir enerji ile yeşil hidrojene gitmemiz önem kazanıyor.

Yani yenilenebilir enerji kaynakları ile elektrik veya ısı elde edeceğiz. Bunları da hidrojen üretim yöntemlerinde kullanarak suyu hidrojene ve oksijene ayıracağız. Sonuçta hidrojeni istediğimiz sektörde, alanda kullanacağız.

ENERJİ TAŞIYICISI

– Hocam, hidrojenin enerji taşıyıcısı olması ne anlama geliyor?

– Hidrojenin çeşitli önemli rolleri var. Birincisi hidrojeni yakıt olarak kullanabiliriz. Sudan hidrojen ve oksijeni ayrıştırıyoruz. Oksijeni istersek ticari olarak kullanabiliriz, istersek doğaya bırakırız. Hidrojen ise kilogram başına en verimli iyi yakıttır. Ama hacim olarak da hafifliğinden dolayı en büyük yeri gerektiren yakıttır hidrojen.

İkincisi hidrojenin enerji taşıyıcısı olmasıdır. Bu şu anlama geliyor. Hidrojeni yenilenebilir enerji kullanarak elde ettikten sonra depoluyoruz. Ondan sonra depolayıp kullanmak istediğimiz yere götürüp orada kullanıyoruz. Buna da enerji taşıyıcısı rolünü üstlenme diyoruz.

SIVILAŞTIRIP TAŞIYORUZ

– Peki hidrojen nasıl taşınıyor?

– Taşıma seçeneklerimiz üç tane. Depolayarak, sıvılaştırarak veya boru hatlarıyla taşıyabiliriz. Fiziksel ve kimyasal depolaştırma yapabiliriz. Aynen doğalgazda olduğu gibi sıvılaştırabiliriz. Eğer onu gaz olarak saklayacak olursanız çok büyük hacimli yerlere ihtiyaç duyuyoruz. Daha küçük hacimli yerlere sığdırabilmek için onu sıvılaştırıyoruz. Liquefaction dediğimiz sıvılaştırma işlemlerimiz var. Bu işlemlere tabi tutarak onları sıvılaştırıp küçük hacimlerde çok büyük miktarda hidrojeni depolayıp dünyanın farklı yerlerine nakletme imkanımız doğuyor.

TÜRKİYE YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAK ZENGİNİ

– Sudan elde edildiğine göre hidrojenin kaynağı dünyanın her ülkesi için var olan bir kaynaktır diyebilir miyiz?

– Orada iki şey sözkonusu. Birincisi yenilenebilir enerji kaynakları ve ikincisi de su kaynakları. Yenilenebilir enerji kaynaklarınız yoksa yeşil hidrojeni elde etme sıkıntınız vardır.

Petrol veya çevresel etkileri olan kaynakları kullandığınızda elde ettiğiniz hidrojenin rengi yeşil değil. Yeşil olabilmesi için güneş, rüzgar, jeotermal gibi kaynakları kullanmak gerekiyor. Dünyada bunun gerekliliği var.

Türkiye, Avrupa’da yenilenebilir enerji alanında toplam kaynak bazında birinci. Avrupa ne yapıyor? Almanya örneğini ele alalım. Almanya Mart ayında Avustralya ile 50 milyar dolarlık bir anlaşma yaptı. Bunun karşılığında 2030 yılına kadar 5 milyon ton hidrojen alacak. Yakın zamanda da Kanada ile bir anlaşma yaptı. Kanada’nın atlantik kıyısından off shore rüzgarlardan elde edilen enerji ile hidrojen üretilecek ve onu alacak.

AVRUPA SÜREKLİ ANLAŞMALAR YAPIYOR

– Bu durumda sözkonusu hidrojenler dev tankerlerle gelecek değil mi?

– Evet tankerlerle Almanya’ya getirilecek. Sıvılaştırılarak taşınacak. Almanya birkaç gün önce de Danimarka ile anlaşma yaptı. Hem yeşil elektrik hem de yeşil hidrojen konusunda.

Almanya’nın yenilenebilir enerji kaynakları sınırlı. Bu bakımdan kaynağı yetersiz olan gidip başkalarıyla anlaşma yapıyor. Fransa da Cezayir, Fas ve Tunus’la anlaşmalar yaptı. İtalya ise Mısır ve Libya ile anlaşma imzaladı.

Dünyada şu anda hidrojen ticaretine yönelik anlaşmalar yapılıyor ve hidrojen borsaları geliştiriliyor. Türkiye’nin bir an önce öne çıkarak ‘Biz Avrupa’nın hidrojen rafinerisi olabiliriz’ demesi gerekiyor. Biz bu hidrokarbon çağında büyük sıkıntılar yaşadık. Cari açığımız 70 milyar dolara çıktı. Bu açığın büyük kısmı enerji ithalatı kaleminden geliyordu.

Türkiye önümüzdeki süreçte önemli bir fırsatı yakalamış durumda. Yenilenebilir enerjiye bağlı olarak hidrojen fırsatını yakalayabiliriz. Yıllık olarak neredeyse 1 trilyon dolarlık üretim yapılabileceği hesaplanıyor. Türkiye’nin en üst düzeyde bunu deklare etmesi çok önemli.

TÜRKİYE GRİ-KAHVERENGİ HİDROJEN ÜRETİYOR

– Türkiye’de hidrojen üretimi ne durumda ve dediğiniz duruma gelmesi için neler yapılması gerekiyor?

– Türkiye’de Tüpraş tarafından hidrojen üretimi var. Ama fosil kaynaklı yakıtlar kullanılarak üretiliyor. Doğalgazdan da belli prosesler sonucunda hidrojen üretiliyor. Ama bu hidrojen yeşil değil.

Ülkemizin yenilenebilir enerjide, güneş, rüzgar, biyokütle, hidro ve jeotermalde ortaya koyduğu bir sıçrama var. Türkiye bu sıçramayı en kısa zamanda, acilen hidrojen için de gerçekleştirmek zorunda. Yenilenebilir enerjide bir sıçrama yaptık. Bu sıçramayı enerji ekonomisinde katma değere dönüştürebilmek için bizim hidrojen üretmemiz gerekiyor. Türkiye’de hidrojen üretiliyor ama yeşil değil, gri-kahverengi hidrojen üretiliyor. Doğalgaza ve fosil kaynaklarla üretilen hidrojen yeşil olmuyor. Türkiye’nin yeşil hidrojen üretimine geçmesi, bu noktada işbirliklerini, ticari anlaşmalarını acilen yapması gerekli. Hidrokarbon çağında yaşadığımız ekonomik sıkıntıları hidrojen çağında yaşamamak, aynı zamanda bu çağda hidrojen konusunda dünyanın en önemli, lider ülke olma şansını yakalayabiliriz.

TEKNOLOJİYİ KULLANACAK MISINIZ YOKSA ÜRETECEK MİSİNİZ?

– Sadece 8 yıl önce rüzgar enerjisi konusunda Türkiye’nin büyük enerji şirketlerinin CEO’su ile söyleşi yaparken, güneş enerjisinin sıfıra yakın olduğunu söylemiştim. Benim sözlerimi, “sıfıra yakın değil, sıfır” diyerek düzeltmişti. Aradan geçen çok kısa sürede güneş enerjisi müthiş bir sıçrama yaptı. Bu istek, yatırım hırsı sürerse çok uzun zaman geçmeden birinci sıraya da yerleşecek gibi gözüküyor. Bu hızla büyüyen güneş enerjisi hidrojeni de yanına alarak katma değerli bir hidrojen üretimi sıçramasına yardımcı olabilir diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz?

– Bu söylediğiniz çok önemli. Türkiye, 2000’li yılların başından bu yana güneşte, rüzgarda, jeotermalde yenilenebilir enerji sıçraması yaptı. HES’lerimiz de var. HES’ler elektrik enerjisi ihtiyacı olmadığı zaman suyu tutuyor. Bu nedenle de eleştiriliyor. Biz hidrojen teknolojilerini uygularsak, elektrik ihtiyacı olmadığı zamanda hidrojen üreteceğiz, HES’ler de suyu tutmadan sürekli akıtacaklar. HES’ler iki kat daha verimli olacaklar. Dolayısıyla yaşanan toplumsal olumsuz etkileri de ortadan kaldırmış olacağız.

Türkiye stratejik olarak yenilenebilir enerji kaynaklarında ideal durumda. Şimdi hidrojen üretim yöntem ve teknolojilerini geliştirip hızlı biçimde yeşil hidrojen üretimine geçmeliyiz.

Türkiye’nin şuna karar vermesi gerekiyor. Ya teknoloji kullanan bir ülke olacaksınız ya da teknoloji üreten bir ülke olacaksınız. Biz teknolojilerimizi geliştirmezsek hidrojen üretiminde kullanacağımız sistemleri dışarıdan alacağız. Bunlara da büyük miktarlarda para ödeyeceğiz. Bence biz bu teknolojileri acilen geliştirelim. Zaten bunlar bilinmeyen teknolojiler değil. Ama ülke olarak bakıldığında buna yönelik ne gerekiyorsa, üniversiteler, sivil örgütler ve kamunun bir araya gelerek bu teknolojileri işler hale getirmesi lazım. Şu anda kullanmadığımız enerji kaynakları ülke için gerçekten büyük kayıplardır.

EN ÇOK ELEKTROLİZ YÖNTEMİ KULLANILIYOR

– Suyun elektrolizi ile hidrojen üretimi çok zor, pahalı bir işlem midir?

– Şöyle bakalım bu konuya. Ticarileşmiş yöntemlere bakacak olursak, elektroliz yöntemi en öne çıkmış, ticari anlamda en çok tercih edilen yöntemdir. Aynı zamanda en ekonomik ve yüksek miktarlarda hidrojen üretimi sağlayan bir yöntemdir. Elektroliz yönteminde farklı elektrolizörler var. Ama nasıl olursa olsun bu teknoloji şu anda ticari anlamda en öndeki teknolojidir.

Bunların yüzde 66 bandında verimleri de vardır. O zaman ne gerekecek? Yenilenebilir enerji kullanarak elektroliz ile hidrojen üreteceksiniz ve bu da yeşil hidrojen olacak.

Onun dışında başka yöntemlerimiz de var. Biyolojik yöntemler de var. Ama buralarda henüz küçük miktarlarda üretim oluyor. Tonlar seviyesinde hidrojen üretimi şu anda mümkün değil.

Ayrıca güneş ışığını kullanarak, belli dalga boyunda, suyun ayrıştırılmasını sağlayan foto elektro-kimyasal yöntemler de var. Ama yine küçük miktarda üretim olduğu için bunların ticari boyutlara ulaşması zaman alacak. Şu anda elektroliz dışındaki yöntemlerin en geç 10 yıl içinde, 2030’larda sahneye çıkacağından hiç kuşkumuz yok.

HİDROJEN ÇİFTLİKLERİ

– Hocam hidrojen üretiminin önemli bir unsuru da çiftlikler. Hidrojen çiftlikleri nedir ve nasıl çalışır?

– Hidrojen çiftliklerinin konsepti çok önemli. Örneğin biz güneş çiftlikleri kuruyoruz. Güneşten yararlanarak yüksek sıcaklık veya fotovoltaik olarak buralarda güneş ışınlarından yararlanıp elektrik üretiyoruz. Rüzgardan elektrik üretimi yaptığımız bölgeye de rüzgar çiftliği diyoruz. İşte bu çiftliklerin görevini arttırarak buralarda hidrojen üretimini de gerçekleştirelim ve buna da hidrojen çiftliği adını verelim diyoruz.

– Yani rüzgar ve güneş çiftliği olan bir bölgenin içinde veya yakınında hidrojen üretimi birimi kuracağız ve böylece rüzgar çiftliği oluşturacağız diyorsunuz.

– Evet. Bütüncül bir yapıda yenilenebilir enerjiden hidrojene gitmek planlanıyor bu çiftliklerle. Bu ortamlara da bu nedenle hidrojen çiftliği ismini veriyoruz.

İHTİYAÇ FAZLASI ELEKTRİK HİDROJEN ÜRETMELİ

– Şu anda ülkenin her köşesine yaygın olarak kurulan güneş ve rüzgar çiftliklerini hidrojen çiftliğine dönüştürme düşüncesine yatırımcılar ne diyor? Bunların bir çoğu sizin derneğinizin üyeleri. Ticari olarak kazanç sağlar mı bugünkü koşullarda?

– Yenilenebilir enerjiyi üreten birçok kurum veya firmaların hemen hepsi bizimle yakın ilişkide. Bunu biz nasıl en etkin ve yetkin biçimde yapabiliriz diyorlar. Ancak şöyle bir problem var. Elektrik üretimi yapıyorsunuz ama ihtiyaç fazlası elektrik ürettiğinizde ne yapacaksınız? Şebeke almıyor. O elektriği bataryalarda depolayacaksınız. Ama bu masraflı ve külfetli. İşte bu elektriği hidrojen üretiminde kullanmak en doğru ve kazançlı yol. Elektriği üretiyorsun ve ihtiyaç fazlasını hidrojene dönüştürüyorsun.

ÜLKELER STRATEJİK BELGESİNİ HAZIRLADI

– Hidrojen sihirli, mucize bir çıkış yolu gibi gözüküyor enerji açısından. Ancak sanki teknolojileri henüz hazır değil sanki.

– Şunu söyleyeyim. 126 ülke şu anda Stratejik Belgelerini hazırladı veya hazırlamak üzere. Türkiye de şu anda Stratijek Raporunu bakanlık seviyesinde bitirmek üzere. Sonuç itibariyle bütün ülkeler şunun kararını verdi. Bir çoğu 2050 ve Türkiye ise 2053 yılında karbon anlamında nötr ülke olma kararını verdi. Bu tarihten sonra çevreye olumsuz salınımım hiç olmayacak dediler. Bunu gerçekleştirmek ancak hidrojen denklemi üzerinden olacak.

Bunu petrol firmaları üzerinden okumak gerekiyor. Şu anda petrol firmalarının iki öncelikli konusu var. Birisi yenilenebilir enerji ve diğeri de hidrojen. Hatta İngiltere’nin meşhur British Petroleum şirketi adını Beyond Petroleum olarak değiştirdi. Yani petrolün ötesine geçti yenilenebilir enerji ve hidrojenle. Dolayısıyla artık dünyadaki denklem hidrokarbon savaşlarıyla olmayacak. Bu artık değişiyor ve dönüşüyor.

Türkiye çok avantajlı bir konumda duruyor. Dünyanın merkezinde bulunuyor. Türkiye yenilenebilir enerjinin yanı sıra üç tarafının denizlerle çevrilmesi ve gölleri, akarsularıyla en şanslı ülkelerden birisi.

ATIK SU VE DENİZ SUYUNU HİDROJENE DÖNÜŞTÜREBİLİRİZ

– Su kaynakları açısından özel bir tercih var mı? Tatlı su, deniz suyu, göl suyu veya akarsu gibi. Hepsi kullanılabiliyor mu?

– Hepsini kullanabiliyoruz. Bu gibi sistemlerde arındırılmış saf su gerekiyor. Biz, atık suların, tuzlu suların hidrojene dönüştürülmesi projeleri hazırladık. İçme suyuna gitmemize gerek yok. Atık su ve deniz suyudan hidrojene rahatlıkla gidebiliriz. Yapmamız gereken, su arıtma sistemlerini hidrojen üretme sistemlerine entegre etmemiz gerekiyor.

Bir endüstriyel tesisin atıksularını düşünün. Biz bunu alıp temizleyip hidrojene gidebilir miyiz dedik. Bunlar başarılı biçimde yapılıyor. Dolayısıyla bizim içme sularını kullanmadan hidrojeni elde etme olanağımız var. Birinci önceliğimiz atık sular, ikincisi deniz suyu ve ancak ondan sonra içme suyu olmalı.

AVRUPA KÖMÜR SANTRALLERİNE DÖNDÜ

– Avrupa’da Rusya-Ukrayna savaşı ile ortaya çıkan çok ciddi bir enerji problemi var. Belki de bu kışı biraz üşüyerek geçirecekler. Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri hidrojeni ihmal mi ettiler, neden kendilerini böyle bir duruma karşı hazırlamadılar?

– Aslında 2030 yılını hedefliyorlardı. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırması, enerji denkleminde politik anlamda belirsizlik oluşturdu. Almanya buna karşılık şunu yaptı. 2022 yıl sonuna kadar Rusya’dan aldığı doğalgazı yüzde 90 azaltıyor. 2024 yılından sonra da doğalgaz almayacak. Birçok Avrupa ülkesi de bunu takip ediyor. Öncelikle nükleer santrallere ağırlık verecekler. Hatta geçici olarak kömür santrallerini de rektifiye ederek birkaç yıllık kısa süreli ihtiyaçlarımızı giderelim, bu sırada da kendimizi hidrojen teknolojisine hazırlamış olalım, diyorlar. Daha önce sözünü ettiğimiz anlaşmaları bu nedenle yaptılar ve daha da sürdürecekler. Ben önümüzdeki günlerde Türkiye ile de bu türden anlaşmaların imzalanacağına inanıyorum.

DESTEK VERİYORUZ

– Siz erken davranıp bir yol haritası hazırlamışsınız.

– Ülkeye hizmet için bir an önce harekete geçmemiz gerektiğini düşündük.

– Bakanlık da yeni hazırlayacağını duyurdu. Siz bakanlığın çalışmalarına destek veriyor musunuz?

– Ben aynı zamanda Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) yürütme kurulu üyesiyim. Biz TENMAK olarak da bu çalışmalara yakın destek sunmaktayız.

FOSİL KULLANACAĞIM AMA KARBONU TUTACAĞIM

– Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in bu konuyla ilgili açıklamasında, hidrojen üretiminde kömür kaynaklarının kullanımından söz ediliyor. Bu, eldeki kömür kaynaklarından mecburen yararlanma olarak mı değerlendirilmeli?

– Onu şöyle söyleyelim. Türkiye’nin elinde bir kömür kaynağı var. Çin, Hindistan, Kanada gibi ülkeler de bunu yapıyor. Burada fosil kaynaklarımı kullanmaya devam edeceğim ama bir işlemi de ekleyeceğim, diyor. O da karbon tutma işlemini yapacağım, diyor. Yani Carbon Capture and Storage dediğimiz olay gerçekleşecek. Karbonu tutup depolayıp kullanma sözkonusu burada. Bu şekilde üretilen hidrojeninin rengi mavi oluyor. Elimde hemen kullanabileceğim hazır kaynaklar olduğu için 2035 yılına kadar hidrojeni mavi olarak kullanacağım, diyorlar. Ama önümüzdeki süreçlerde maviden yeşile geçmeyi de hedefliyorlar.

DOĞALGAZA HİDROJEN KATMAYI DENEDİK

– Sayın Dönmez’in söylediği, hidrojeni doğalgazın içine katıp birleştirme projesi de bana oldukça ilginç geldi.

– Onunla ilgili bir çalışma da yaptık. Biz yaklaşık 540 milyar tonluk doğalgaz rezervi bulduk. Burada ne yapılabilir. Doğalgaza hidrojen katılımı çok önemli ve biz bakanlığın desteğiyle bu konuda Konya’da bir projeyi tamamladık. Doğalgaza Yeşil Hidrojen Katılması Projesi bizim raporlarımızdan birisini oluşturuyor. Biz geçiş sürecinde, 2035 yılına kadar doğalgazı kullanıp bir yandan da karbon ayak izini azaltmalıyız. Belli hacimlerde doğalgaza hidrojen katıp hem emisyonları azaltalım hem de yanma verimini iyileştirelim. Biz bunun çalışmaların gerçekleştirdik. Ülkemizde buna yönelik hedefimiz var.

YATIRIM YERİ ARIYORLAR

– Hocam, hidrojen yatırımını cazip bulup işe girmek isteyenler için yurt dışından veya içeriden kredi, hibe benzeri destekler var mı?

– Çok var. Dünyanın her tarafında bir çok yatırımcı hidrojene gidilebilen yatırım imkanlarını arıyor. Türkiye şu anda bu yatırımcıları ülkemize çekebilir. Onun için de ülke içinde destek, teşvik mekanizmalarını da hızla oluşturmak gerekiyor. Şu anda yok bu destekler. En kısa sürede gerçekleştirilmeli. Yenilenebilir enerjide bu yapıldı. Bu olmazsa olmazdır.

Bu arada insan kaynağını yetiştirmemiz gerekiyor. Acilen eğitim programlarında hidrojen programlarında çalışacak insanlara eğitim verilmeli.

Eğitimi ilkokuldan başlayarak vermeliyiz. Ders kitaplarımızda petrolü tanıtıyoruz ya bunlara ek olarak hidrojen ve teknolojilerini de müfredat içine almamız gerekiyor.

Ayrıca standart ve yönetmeliklerin, kurumsal yapıların oluşturulmaya ihtiyaçları var. Dolayısıyla hidrojen ekosisteminin kurulması gerekiyor. Bu yapılırsa önümüzdeki yıllarda Türkiye birçok ülkenin önüne geçerek lider ülkelerden birisi olabilir.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        KUR ÇEVİRİCİ

        Para Birimi

        Çevrilecek Para Birimini Seçin

        Sanayi haberlerimizi isteyen herkesle paylaşmaktan mutluluk duyarız. Ancak, haberlerimizi kullanırken kaynak göstermenizi ve link vermenizi özellikle rica ediyoruz.

        Bültenlerimize abone olmak istiyorsanız lütfen e-posta adresinizi girin.

        Subscribe!
        Araç çubuğuna atla