REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

SANAYİ AİLESİ

‘Faiz indirimleri, kredi faizlerine aynen yansımıyor’

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
‘Faiz indirimleri, kredi faizlerine aynen yansımıyor’
15 Kasım 2021 - 16:53
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

GİRAY DUDA

Pandemiyle dünya çapında aşı ve tedavi mücadelesi sürerken, iki yıl içinde global ekonomi bir çok yönden olumsuz etkilenmeye maruz kaldı. Bunlardan en başta geleni de enflasyon oranındaki hızlı yükseliş oldu. Enflasyon oranları, Türkiye’de yine korkutucu düzeylere çıktı. Boğaziçi Üniversitesi İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ceyhun Elgin ile pandeminin dünya ve Türkiye ekonomileri üzerindeki etkilenmelerini konuştuk.

– Sayın Elgin, 2020 yılını neredeyse tam kapanma ile geçirdik. 2021 yılı ise aşılamanın hız kazanması ile kapanmaların kalktığı, ama kısıtlamaların sürdüğü bir dönem oldu. 2021 son çeyreğinde global ekonomiye pandemi açısından baktığınızda neler görüyorsunuz?

– Öncelikle kayda değer bir toparlanma görüyorum. Dünya ekonomisi düzeyinde ortada bir toparlanmanın var olduğu görülüyor. Bir önceki yılı biliyorsunuz pek çok ülke ekside kapattı. Özellikle gelişmiş ülkeler bu şekildeydi. Türkiye, Çin gibi az sayıda ülke ise pozitif büyüme ile 2020 yılını kapattı. Türkiye yüzde 1.8 oranında büyüdü. TÜİK rakamlarının doğru ya da yanlış olduğunu sorgulamadan bu oran üzerinden konuşursam bu pozitif büyüme rakamını dünyada çok az sayıda ülke gördü. 2021 yılında ise ülkelerin çoğunda ciddi toparlanma belirtileri var. Özellikle gelişmiş ülkelerdeki aşılama hızına bağlı olarak büyüme oranı artıyor.

DÜNYA DENGELİ BÜYÜMÜYOR

Ama görülen şöyle bir durum da söz konusu. Her ne kadar 2021 yılında dünyadaki pek çok ülke toparlanıyor olsa da ülke ülke baktığımızda çok ciddi bir farklılaşma görüyoruz. IMF’nin World Economic Outlook (Dünya Ekonomik Görünümü) diye bir yayını var. Burada birbirinden farklılaşan büyümeleri nasıl yöneteceğiz diyerek bu konuyu tartışıyorlar, onu ele alıyorlar. Çünkü her ülkenin toparlanma hızı farklı. Bazıları yeterince toparlanamıyor. Ayrıca büyümeleri yine ekside kalacak olan ülkeler de var. Yani böyle çelişkili, karmaşık bir büyük sorun var. Dünya çapında sağlıklı ve dengeli bir büyüme göremiyoruz.

PARA MUSLUKLARINI AÇMANIN MALİYETİ VAR
– Büyüme ve toparlanmayla birlikte hemen her ülkeye yapışan bir müzmin dert de var değil mi hocam?

– Evet ikinci konumuz büyük derdimiz enflasyon. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde farklı derecelerde de olsa, Hükümetler pandemi sürecinde öyle ya da böyle muslukları açtı. Sadece mali politikalar anlamında değil para politikaları anlamında da musluklar açıldı. Bunun bir maliyeti oldu: Enflasyon. Amerika Birleşik Devletleri’nde hiç alışılmamış biçimde yüzde 5’e ulaşan bir enflasyon var. Bu oran Türkiye için çok düşük olarak kabul edilebilir. Bizim enflasyon hedefimiz yüzde 5 ve bu orana insek mutlu olacağız. Son 8 yıldır Merkez Bankası’nın enflasyon hedefi yüzde 5 olarak belirlendi. Hiçbir zaman gerçekleşmedi ama sonuçta böyle bir hedef koymuşuz. İdeal bir oran bizim için.

ABD İÇİN YÜZDE 5 ÇOK FAZLA

Buna karşılık Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın (FED) enflasyon hedefi yüzde 2’dir. Ama yüzde 5 bu hedefin 2.5 katı olduğu için onlara çok fazla geliyor. Bu nedenle Amerika’da yoğun biçimde bu enflasyon geçici midir yoksa kalıcı mı olacak diye tartışmalar yapılıyor. Geçici olduğunu düşünenler var. Buna karşılık ‘para muslukları çok fazla açıldı, bu kalıcı olacak’ şeklinde görüş savunanlar da az değil.

PANDEMİ DÖNEMİNDE TEDARİK AĞI ETKİLENDİ

– Tedarik zincirinin, uluslararası taşımacılığın pandemi döneminde aksaması da enflasyonun dünya çapında fırlamasına katkı yaptı değil mi?

– Evet, aynen öyle. 2021 yılı ekonomik görünümü anlamında yine bir başka sorun arz, tedarik zincirindeki sıkıntılar oldu. Pandemi dönemindeki kapatma tedbirleri sırasında üretim merkezlerinde faaliyete ara verildi, ulaşım durdu, limanlar düşük kapasitelerle çalıştı. Ulaşım ve lojistiğin her köşesinde sıkıntı, yavaşlama ve sorunlar yaşandı. Bu doğal olarak uluslararası tedarik ağı zincirini doğrudan etkiledi. Üretim faaliyetlerinin gecikmemesi için bu ağın düzenli çalışması, aksamaması lazım. Ama pandemi döneminde bu ağın bir çok yerinde aksama oldu.

Şimdi pandemiden çıkıyoruz. Kapatma tedbirleri pek çok ülkede kaldırıldı. Ama tedarik zincirindeki sıkıntılar sürüyor. Amerika’nın en büyük limanlarında konteynerler birikti. Dünyanın dört bir yanındaki üreticiler haftalarca konteyner bulamadılar ve mallarını gönderemediler.

Örneğin hala devam eden bir büyük çip krizi nedeniyle otomotiv fabrikaları düzenli üretim yapamadılar. Sık sık üretime ara vermek zorunda kaldılar. Bu sıkıntı henüz sona ermedi. Arz tarafındaki bu sıkıntılar enflasyonu yukarıya çeken unsurlardan da birisidir. 2021 yılında bu sorun devam ettiği gibi 2022 yılında da sürmesi bekleniyor.

PANDEMİDEN TEK BAŞINA ÇIKIŞ YOK

– Hocam global ekonomiyi bu hale getiren pandemiye karşı aşılamada da global eşitsizlik var. Gelişmiş ülkelerde aşılama çok yaygın ama çok düşük aşılamanın yapıldığı pek çok ülke var. Koç Üniversitesi öğretim üyelerinin yaptığı araştırmada eğer aşılama yetersiz ve eşitsiz olursa dünya ekonomisinin kendisini toparlayamayacağı belirtiliyordu. Sizce aşılamadaki global hedefe ulaşıldı mı?

– Evet, biraz önce söyledim, ekonomik toparlanmada ülkeler arasında farklılıklar olduğu gibi aşılamada da ciddi farklılıklar var. Gelişmiş ülkeler nüfusun büyük oranını aşıladılar. Gerçi onlarda da tamamını aşılamak mümkün olmadı. Ancak buralardaki eksiklik aşıyı temin yerine insanların aşıya karşı olan güvensizliğinden ileri geldi.

Yani gelişen ülkelerde aşı var ama bir kısım insanlar aşı olmak istemiyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise aşı olmadığı için insanlar aşılanamıyor. Bu konuda temel bir doğru var: Pandemiden tek başına çıkış yok. Virüsün yayılması uzadıkça mutasyona uğruyor ve farklı varyantları ortaya çıkıyor. Varyantlar da aşılamanın etkisini azaltabiliyor. Tek başına tüm nüfusu bugün aşılamanız yeterli olmuyor. Dünyanın geri kalanında ortaya çıkan yeni bir varyant yarın gelip sizin insanlarınızı etkileyebiliyor.

AŞILAMADA KOORDİNASYON YOK

Kısacası ülkeler arasında çok ciddi bir koordinasyon gerekiyor. Bu aslında çok konuşulan küresel koordinasyon oluşturulması anlamına geliyor. Maalesef aşılama konusunda bu koordinasyon oluşturulamadı. Afrika ülkelerine yardım olarak gönderilene aşılar var ama elbette ki çok yetersiz düzeyde kaldı.

Bu arada sağlıkta istediğimiz koordinasyon global ekonomik koordinasyon olarak ortaya çıktı. OECD ülkeleri çapında kurumlar vergisini ortak belirleme düşüncesi tartışıldı. Bunun pandemi sırasında ortaya çıkmasının tesadüf olduğunu zannetmiyorum. Pandemi, küresel koordinasyonun önemini ortaya koydu. Ekonomik açıdan, ülkelerin uzun zamandır konuştuğu vergi kaçırma, şirket merkezini başka bir yerde kurup çok daha düşük kurumlar vergisi ödeme durumu vardı. Gelişmiş ülkeler bunun önüne geçebilmek için kurumlar vergisinde eşgüdüme gidiyorlar şimdi. Bunun nasıl başarılacağını ve işleyeceğini önümüzdeki dönemde göreceğiz. Ama böyle bir ekonomik koordinasyonun pandemi döneminde ortaya çıkmasının tesadüf olmadığını düşünüyorum.

EMEĞİN VERGİ YÜKÜ ÇOK ARTTI

– Aslında bu bence çok güzel bir girişim. Mortgage krizi sonrasında, böyle bir krizin bir daha yaşanmasını önleyecek global bir kurumun, merkezin kurulması talepleri yükseldi ama sonuç alınamadı.

– Ben de bunu çok olumlu olarak görüyorum. Sonuçta bir de baktık ki emek üzerinde olan vergiler pek çok ülkede sermaye üzerinde olan vergileri kat kat aşmış duruma geldi. Bu da tabii çok ciddi bir eşitsizlik yaratıyor. Gelir dağılımı eşitsizliğinin veya servet eşitsizliğinin bu kadar artmasının da önemli sebeplerden birisidir. Bununla mücadele anlamında kamunun ekonomiye müdahalesinin ne kadar önemli olduğu pandemi döneminde ortaya çıktı. Devletler neden daha çok harcadıkları için değil neden daha az harcadıkları için suçlandılar. Dolayısıyla bu harcamanın bir yerden kaynağının gelmesi gerekiyor. Bu kaynağı da tamamen emeğin üstüne yıkmamak gerekiyor diye düşünüyorum.

AŞINIZI OLUN, İŞİNİZE DEVAM EDİN

– Global büyüme eğiliminin sürmesini bekliyor musunuz? Rusya yeniden kapanmaya mecbur kaldı. Avustralya aynı biçimde. Kısıtlamaları artıran ülkelerin olduğunu görüyoruz. Bunlardan olumsuz etki gelmesi mümkün mü?

– Evet, ama Türkiye, Avrupa ve Amerika’da pek kapanma konusu konuşulmuyor artık. Sonuçta aşı var. Biontech, Moderna gibi onaylanmış aşıların var olduğu ülkelerde, Türkiye de bunlardan bir tanesi, kapanma gündeme gelmiyor. Aşınızı olun ve işinize, yaşamınıza devam edin. Vefatlar var ama açıklandığı kadarıyla bu vefatlar çoğunluk aşı olmayı reddeden kişilerden oluyor. Yani ekonomik yaşam aynı gücüyle çalışmaya devam edecek gibi görünüyor bana. Tüm aşıları etkisiz kılacak daha kötü bir varyant çıkmadığı sürece kapatmaların yaygınlaşmayacağı inancındayım.

ABD SIKILAŞTIRMAYA GEÇECEK

– Biraz önce değinmiştiniz, FED’in sıkılaştırma ve enflasyon kararları kendi üyeleri arasında bile tartışılıyor. Sizin önümüzdeki aylarda FED’in izleyeceği politikalar açısından beklentiniz nedir?

– Sıkılaştırma uzakta değil, böyle gitmeyeceği belli. Ancak, tartışılan bu sıkılaştırmanın ne zaman olacağı. FED üyeleri kendi aralarında bunu tartışıyorlar. Tüm FED üyeleri, bir noktada sıkılaştırma yapılacak ama 2022’nin ortasında mı yoksa 2023’te mi yapılacak, bunu konuşuyorlar. Orada verdikleri küçük sinyaller bile bütün dünya piyasalarını, Dolar/TL de dahil olmak üzere etkiliyor. Sıkılaştırma erkene çekilecek olursa bu bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için kötü bir şey. Şu anda egemen görüş erken olmayacağı biçiminde. ABD’nin enflasyon, işsizlik, büyüme gibi verileri yakından izlenecek ve ona göre zamanı belirlenecek. Amerikan ekonomik politika çevrelerinde şu anda yükselişte olan enflasyonun geçici olacağı düşüncesi hakim.

ORTALIĞA PARA SAÇILDI

– Şu anda global çapta bir enflasyon dönemi mi yaşıyoruz?

– Kesinlikle öyle. Sanıyorum 20’nci yüzyılın ikinci yarısından bu yana hiç olmadığı kadar harcama yapıldı tüm ülkelerde. Japonya’da GSYH’nin yüzde 64’ü, ABD’de yüzde 30’una yaklaşan bir mali genişleme paketleri açıldı. Bu sadece mali paketler. Bir de para politikası yoluyla, faiz indirimleri ile sürdürülen politikalar var. Sıfıra yakın faizlere inildi.

Türkiye mali genişlemeyi sınırlı yaptı. Ben, pandemi dönemindeki mali genişlemenin yeterli olmadığını düşünüyordum. Biraz parasal genişleme yapıldı. Kredi faizleri düşürülerek krediler artırıldı. Bu da sonuçta bize enflasyon olarak geri döndü. Diğer ülkelerde de benzer şekilde oldu. Onlar GSYH’ye orantılı olarak daha da çok harcama yaptılar. ABD, Japonya, Kanada, Avrupa bizden daha çok harcadı. Dolayısıyla bu genişleyici para ve mali politikaların enflasyon olarak geri dönmesi şaşırtıcı değil.

ENFLASYON İKİ YILA DAMGASINI VURACAK

– O halde, şu andan itibaren global ekonominin bir numaralı gündem maddesi enflasyonla mücadele olacak.

– Enflasyon önümüzdeki en az iki yıla damgasını vuracak gibi gözüküyor.

GLOBAL SIKINTILAR ENFLASYONU BESLİYOR

– Sizin de kısmen vurguladığınız gibi dünya taşımacılığındaki büyük aksamalar, sorunlar sürüyor, navlun fiyatları artıyor. Emtia fiyatları sürekli yükseliyor. Buna ek olarak enerjide, petrol ve doğalgazda önemli fiyat artışları oluyor. Bütün bunlar enflasyonla mücadeleyi güçleştirecek unsurlar olarak görünüyor değil mi?

– Her ne kadar bizim Merkez Bankası çekirdek enflasyon diye ayırsa da enerji fiyatları pek çok ülkede enflasyonunun belirleyici kalemlerinden birisi. Pek çok sektörün girdi maliyetleri bu saydıklarınızla sürekli yükseliyor. Tedarik sıkıntısında üretim kısılarak arz tarafındaki eksiklik nedeniyle fiyatlar artıyor. Bunlar da enflasyonu besleyip büyütüyorlar.

ABD’DE GELİR ADALETSİZLİĞİ DÜZELDİ

– Peki hocam bu kadar olumsuzluklar, sonuçta dünyadaki gelir adaletsizliğini nasıl etkiliyor? Gelir grupları arasındaki eşitsizliğin daha da büyüdüğü yolunda değerlendirmeler var.

– Burada tersine, enteresan gelişmeler var. ABD’ye baktığınızda gelir adaletsizliğinde düzelme yönünde işaretler görüyoruz. Maliye politikasını daha iyi kullanan ülkeler, sosyal yardımlara önem veren ülkelerde pandemi sırasında gelir dağılımı bozulmadı, tersine düzeldi. Ama maliye politikası yerine kredi gibi makro finansal araçları kullanan ülkelerde bozuldu. Amerika’da sosyal yardım anlamında onların harcamalarını azaltacak tedbirler gelir dağılımını düzeltici etkilerde bulundu.

MERKEZ BANKASI’NA YENİ GÖREVLER VERİLDİ

– Enflasyon demişken hemen Türkiye’nin enflasyonuna sıçrama yapalım. TÜFE yüzde 20 ÜFE ise 40 dolayında. Bu ülke uzun süre enflasyondan çok sıkıntı çekti. Şimdi yeniden karşımıza enflasyon geldi. Bu arada Merkez Bankası beklentilerin tersine 200 baz puanla faiz indirimi yaparak faizleri enflasyonun çok altına çekti. Buradaki amaç, faizleri çok aşağıya çekerek kayıtsız şartsız büyümeyi yukarıya çekmek midir?

– Türkiye’deki enflasyon, ekonomik politikalardaki basiretsizliğin de bir göstergesi. Konuştuğumuz gibi dünyada genel bir enfasyon yükselişi yaşanıyor. Türkiye’de enflasyon açısından uluslararası ölçekten daha da olumsuz bir gidişat var. Bunun önemli bir nedeni Merkez Bankası politikalarına karışılması. Bankanın yasasına bakarsanız, MB’nin görevinin fiyat istikrarını sağlamak olduğu vurgulanır. Web sitesine de girerseniz sol üst köşede ‘Merkez Bankasının temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır’ yazısını göreceksiniz. Bu ne demektir, amacı enflasyonu kontrol altında tutmak demektir. Yasaya göre, MB, ancak bu destek fiyat istikrarına yönelik göreviyle çelişmediği sürece Hükümetin politikalarına da destek verecektir. Yasa maddesi aynen bu şekilde ama şu anda uygulanan bu değil. Şu anda tamamen ekonomik büyümeye, canlanmaya destek vermeye odaklanmış bir Merkez Bankamız var. En son PPK toplantısının gerekçesinde ‘kredi genişlemesi sınırlı kaldı’ diye bir açıklama var. Yani, Merkez Bankası, ben bunun sınırlı kalmasını istemiyorum diyor. Dolayısıyla artık Merkez Bankası buna da bakıyor. O zaman Merkez Bankası yasasına kredi genişlemesi, büyüme gibi görevler de eklenmeli.

BAĞIMSIZ KARAR ALAMIYOR

Sonuçta Merkez Bankası’nın bağımsız karar alamadığını görüyoruz. Ne yazık ki bu durum sadece Türkiye’ye özgü de değildir. Dünya tarihinde aynı durumla yüzlerce kez karşı karşıya geldik. Çünkü Merkez Bankaları ile Hükümetler zaman zaman çatışırlar. ABD eski başkanı Donald Trump bile kendi atadığı Merkez Bankası başkanı ile bir çok kez çatıştı, oldukça sert sözler söyledi.

Böyle bir faiz indiriminin reel sektöre katkısı oluyor mu ondan da emin değilim. Çünkü faiz indirimi aynen kredi faizlerine yansımıyor. Kamu bankaları zorlamayla biraz faiz indirimi yaptı ama o da sınırlı kaldı. Hatta tahvil faizleri azalmıyor, artıyor.

ENFLASYON PAHASINA BÜYÜME PLANLANIYOR

– Şöyle bir tahmine katılır mısınız? Bu yılki büyümenin yüzde 9 dolayında olması bekleniyor. Politik çevrelerde bir yıl içinde erken bir seçim beklentisi var. Seçimleri biraz öne alıp düşük faizlerden desteklenen yüksek bir büyüme başarısı ile sandığa ulaşmayı tercih etmiş olabilir mi hükümet?

– Buradaki tercih sadece o olabilir. Enflasyon pahasına büyüme planlanıyor. Büyüyememeyi enflasyondan daha büyük bir sorun olarak görüyoruz. Büyümeyi enflasyonun önüne koyuyoruz. Böyle bir tercihi de açıkça belirtmek gerekir. Merkez Bankasının bu durumda sanki sıkılaştırma yapıyormuş gibi açıklamalar yapmasına, davranmasına gerek yok.

YENİ FAİZ İNDİRİMİ BEKLENTİSİ VAR

– Faiz indirimlerinin devamını bekliyor musunuz?

– Yeni PPK kararında Merkez Bankası bir miktar daha faiz indirimi olabileceği biçiminde ucu açık bir ifadeye yer verdi. Enflasyon yüksek seyretse de sınırlı da olsa bir miktar faiz indirimi için yer kaldığını söyledi. Şu ana kadar 300 baz puan yaptı. Aslında faiz indirimi değil faizleri artırması lazım ama beklentiler indirim olacağı biçiminde. Sözünü ettikleri sınırlı indirimden neyi kastettiklerini şu anda tahmin etmek zor.

GAYRİMENKUL DİĞER SEKTÖRLERİ ÇEKECEK

– Belki de şöyle bir düşünce var. Önce, düşük konut faizleri ile gayrimenkul sektörü canlandırılacak. Gayrimenkul sektörü birçok sektörü yanında çekip götürecek, büyütecek. Konut, ihtiyaç kredi faizleri geçen yıl olduğu gibi çok düşürülecek. Kamu bankaları aracılığıyla krediler dağıtılıp kayda değer büyüme oranları sağlanacak. Ancak konut faizlerindeki düşme diğer yandan konut fiyatlarında artışlara neden oluyor. Sonuçta enflasyon da bugün olduğundan çok daha yukarıya çıkacak. Siz ne dersiniz?

– Bu söylediklerinizin altına aynen imzamı atarım. Çok güzel özetlediniz.

ENFLASYON ÇİFT HANELERDE KALIR

– Hocam 2021 yılsonu ve 2022 ilk dönemleri için büyüme, enflasyon, kur ve faiz beklentilerinizi bizimle paylaşır mısınız?

– İktisadi tahmin yapmayı pek sevmiyorum. Üniversitedeki hocam bu durumu, çok virajlı yolda ilerlerken önünü değil sadece arkayı görmek biçiminde tanımlardı. İleriyi görmeden nasıl tahminde bulunabileceğiz? Enflasyon çift haneli rakamlarda devam edecek. Para politikasında duruşa bağlı olarak hareket edecek. Dolar/TL kuru da 10 TL’nin altına düşmeyecek gibi gözüküyor. Temel göstergeler, Hükümetin alacağı kararlara, tavrına ve karşımıza çıkacak gelişmelere göre kendilerine yön çizecek.

GLOBAL SANAYİCİ

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
EN ÇOK KAZANANLAR
    EN ÇOK KAYBEDENLER
      EN ÇOK İŞLEM GÖRENLER
        BUGÜN 1000TL NE OLDU?
        • -

          BORSA

        • -

          DOLAR

        • -

          EURO

        • -

          ALTIN

        KUR ÇEVİRİCİ

        Para Birimi

        Çevrilecek Para Birimini Seçin

        Sanayi haberlerimizi isteyen herkesle paylaşmaktan mutluluk duyarız. Ancak, haberlerimizi kullanırken kaynak göstermenizi ve link vermenizi özellikle rica ediyoruz.

        Bültenlerimize abone olmak istiyorsanız lütfen e-posta adresinizi girin.

        Subscribe!